Kurumun talebi ile sahanın algısı arasındaki fark, dijitalleşme projelerinin en sık görülen başarısızlık nedenidir. Kurum "veriye dayalı yönetim" ister; saha "yeni bir form" diye okur. İkisi de haklı, ikisi de yanlış yerde duruyor.

Yanlış soru: "Sistemi nasıl kullandırırız?"

Doğru soru: "Bu sistemin saha için ürettiği zaman kazancı nedir?" Eğer cevap yoksa, sistem ne kadar şık olursa olsun sahada kaybolur.

Üç kural

1. Önce eksikten başla. Saha zaten kağıtla çalışıyor. Kağıdın yerine geçen ilk ekran kazandırır; altıncı ekran değil.

2. Veri girişini azalt, karar desteğini artır. Her ek alan, sahada bir saniye daha demektir. Formun amacı kayıt toplamak değil, o kayıttan sonra kararı desteklemek olmalı.

3. Geri bildirimi aynı döngüye koy. Veri giren kişinin emeği karşılığını görmesi gerekir; aksi hâlde bir sonraki sürümde formlar boş kalır.

Kurum içi iletişim, en büyük teknik borç

Bende en çok zaman alan konu altyapı değil, aslında karar zincirinin nerede olduğunu bilmek. Kim neyi onaylıyor, hangi veri hangi karara bağlı, bu bilgi yazılı değilse hiçbir yazılım onu doğru temsil edemez. O yüzden işi yazılımdan önce süreç haritası çıkarmak, yazılımın en değerli yatırımıdır.

Saha → Şef → Daire → Genel Müdürlük
         ↑         ↑
      rapor     onay

Bu harita çıkarıldıktan sonra, veri modeli neredeyse kendiliğinden belirir.